| Selam | Hi |
| Merhaba | Hello |
| Merhaba | Howdy |
| Hey | Hey |
| Selam | Yo |
| Hatır Sorma | |
| NasılSın? | How Are you? |
| Nasıl Gidiyor? | How's it going? |
| Ne var ne yok? | How is everything? |
| Ne alemdesin? | How've you been? |
| Ne oluyor? | What's up? |
| Ne haber? | What's new? |
| Neler yapıyorsun? | What have you been up to? |
| Vaziyetler Nasıl? | How you been? |
| Vaziyetler Nasıl? | How's tricks? |
| Günün Belirli Vakitlerinde Selamlar | |
| Günaydın | Good Morning |
| Günaydın | Morning |
| Bu sabah nasılsın? | How are you this bright morning? |
| Tünaydın | Good Afternoon |
| iyi Akşamlar | Good evening? |
| iyi Akşamlar | Evening |
| Uzun Zaman Görülmeyen Birinin Selamlama | |
| Yıllardır seni görmüyorum | I haven't seen you in years |
| Uzun zamandır görüşemiyoruz | Long time no see |
| Coktandır seni görmüyorum | I Haven't seen you in an age |
| Uzun zamandir seni göremiyorum | I Haven't Seen you in a month of Sundays |
| Biriyle Karşılaşınca şaşkınlık Belirtme | |
| Seni burada görmek ne süpriz | What a surprise to meet you here |
| Seni burda görecegime dünyada inanmazdım | Fancy Meeting you here |
| Seni burda görmek hayalimden gecmezdi | Imagine meeting you here |
| Senin bu semtte ne işin var? | What are you doing in this neck of the woods? |
| Ne haltlar karıştırıyorsun | What have you been up to? |
| Okulda olman gerekmezmi? | Shouldn't you be in Scholl? |
| işte olman gerekmezmi? | Shouldn't you be in work? |
| iyi misin? | You been keeping cool? |
| Birini Selamladıktan sonra | After you have greeted someone |
| Galiba çok sık karşılaşıyoruz | We Seem to keep running into each other |
| dAha önce tanışmamış mıydık? | Haven't we met before? |
| Bu şekilde buluşmaktan vazgecmeliyiz | We have to stop meeting like this |
| Geçen hafta partide tanışmamış mıydık? | Didn't we meet at that party last week? |
| Özür dilerim.İsminizi unuttum | I'm sorry;I've forgetten you name |
| Seni aramayı düşünüyordum | I've been meaning to call you |
| Sağlık ve Mutluluğunu belirtme | Expressing your state of health and happiness |
| iyiyim | Fine |
| canavar gibiyim | I'm Cool |
| bomba gibiyim | Keeping cool |
| turp gibiyim | Fine and dandy |
| cok iyiyim | Great |
| bundan daha iyi olamam | Couldn't be better |
| Çok mutluyum | Happy as a clam |
| Fena degil | Okay |
| Allaha Şükür bir yaramazlık yok | I have nothing to complain about |
| Nasıl Olduğunu Söyleme | Olumlu-Telling how you have been doing positive |
| Meşgulum | Keeping busy |
| Ugraşiyoruz işte | Keeping myself busy |
| Bir sıkıntım yok | Keeping out of trouble |
| Bir yaramazlık yok | Been up to no good |
| Derdim tasam yok | Been keeping my nose clean |
| Geçinip gidiyoruz | Getting by |
| Orta şeker | Fair to middling |
| Şöyle böyle | So-So |
| Uğraşıyoruz | Plugging along |
| bunada şükür | Could be worse |
| Sürünüyoruz | (Just)Muddling through |
| Hep Aynı | Same as always |
| Her zamanki gibi | Same as usual |
| iyi değilim | Not Good |
| Pek iyi degilim | Not too good |
| hic iyi degilim | None too good |
| Keyifsiz gibiyim | Kind of crummmy |
| rahatsızım | I've been under the weather |
| Meşgül Olduğunu Belirtme | |
| Meşgülüm | I'm busy |
| işim başımdan aşkın | I'm swamped |
| kafamı kaşıcak vaktim yok | I don't have time to tnihk |
| Nefes alıcak vaktim yok | I don't have time to breathe |
| Bir Arkadaşı Bir şey icmeye davet etme | Inviting A friend for a drink or coffe |
| Kahve İçmek için vaktin var mı? | Do you have time for coffee? |
| Bir Fincan kahveye Ne dersin? | How about a cup of coffe? |
| Gidip Kahve içilim.Vaktin var mı? | Let's go get coffe.Do you have any time? |
| Hadi bira içelim | Let's go for a beer |
| Hadi bir şeyler içelim. | Let's go for a drink |
| Tanıştırmalar | INTRODUCTIONS |
| Arkadaşım Turkp0wer ile tanışmanı istiyorum | I'd Like you to meet my friend Turkp0wer |
| Bu Arkadaşım Turkp0wer | This is my friend Turkp0wer |
| Turkp0wer, Semih ile tanıştın mı? | Turkp0wer have you met semih |
| Turkp0wer Semih'i tanıyor musun? | Turkp0wer do you know semih? |
| Siz ikiniz birbirinizi tanıyor musunuz? | Do you two know each other? |
| Tanıştınız mı? | Have you met? |
| Sizi tanıştırdılar mı? | Have you two been introduced? |
| Turp0wer,Semih sana sözünü ettiğim kişi | Turkp0wer,Semih is the guy I was telling you abount |
| İkinizin çok ortak yanları var | You two have a lot in common |
| Birisiyle Tanıştırılınca | |
| Tanıştıgımıza Sevindim | Nice to meet you |
| Sizinle tanışmak ne kadar sevindirici | How nice to meet you |
| Sizinle tanışmak büyük zevk | What a pleasure to meet you |
| Tanıştıgımıza Memnun oldum | I'm happy to meet you |
| Memnun oldum | Charmed |
| Birisiyle Tanıştırıldıktan Sonra | |
| Sizin hakkınızda cok şey duydum | I've heard so much about you |
| Demek en sonunda yüz yüze tanıştık | So we finally meet face-to-face |
| Bir Şey Bozulunca | |
| bozuk | It's out of order(service,kilter,whack) |
| bozuk | It's dead |
| Beni görünce bozuldu | It died on me |
| Tamirde | It's in the shop |
| bozuldu | It up and died |
| Bir Şey Kırılınca | |
| Kırıldı | It's Broke |
| Çalışmıyor | It doesn't work |
| bozuk | It's on the fritz(blink) |
| Bu şey işe yaramaz | This thing is really screwed up |
| Sabır Taşınca | |
| Daha ne olsun? | Now what? |
| Yeter Artık | That's the last straw |
| Yetti | I've had it |
| bu bardağı taşıran son damla | That's the straw broke the camel's back |
| Yemek Hakkında Sorma | |
| Ne zaman yiyoruz? | When do we eat? |
| Yemek olarak ne var? | What's to eat? |
| Yemekte ne var? | What's for supper? |
| Ne yiyoruz? | What are we having? |
| Yemeği Bildirme | |
| Yemek hazır sayılır | Dinner's almost ready |
| Yemek neredeyse hazır | It's almost done |
| Yemek vakti | Time to eat |
| Yemek hazır | Soup's on |
| Mutfakta Çocuğa Söylenen Sözler | |
| Tezgahta oturma | Don't sit on the counter |
| Dikkat et,Sıcak | Watch out;it's hot |
| Sofrayı Kurar mısın? | Would you set the table? |
| Ona dokunma! Sıcak olabilir. | Don’t touch it! It may be hot.- |
| Git babana söyle yemek hazır | Go tell your father supper's ready |
| Herkezi Yemeğe çağır | Call the family to dinner |
| Çocuklara Sofra adabı öğretme | |
| Dirseklerini masaya koyma | Don't put your elbows on the table |
| Ağzın doluyken Konuşma | Don't talk with your mounth full |
| Ağzını Sil | Wipe your mounth |
| Peçetini kucağına koy | Put your napkin on you lap |
| Bulaşık Yıkama | |
| Tabaklarınızı lavaboya koyun | Please put your dishes in the sink |
| Bulaşık yıkama sırası sende | It's your turn to do the dishes |
| Ben yıkıyayım sen de kurularsın | I'II wash and you dry |
| Sofradan Erken Kalkmak İçin ricada bulunma | |
| Ben Kalkabilir miyim? | May I please leave the table? |
| Sizden Müsade isteyeceğim. | I'II have to excuse myself |
| Çocuklara Yemeğini bitirmeyi Emretme | |
| Yemeğini bitir | Finish your dinner |
| Tabağını temizlemen lazım | You Have to clean up your plate |
| Yemeğini yemezsen tatlı yiyemezzsin | If you don't eat your dinner,you won't get any dessert |
| Afrikada acLıktan ölen cocuklar var | There are starving children in Africa |
| Diğer | |
| kolay gelsin | take it easy |
| sana ne! | that`s none of your business |
| çok yaşa | god bless you |
| sen de gör! | and the same to you |
| gül güle kullan,hayırlı olsun | Congratulations./May it go well. |
| gecmis olsun | Get well soon |
| Afiyet olsun | Good appetite |
| ilgilenmiyorum | I`m not interested |
| banane | So What |
| bakar misiniz? | Excuse Me ? |
| naber | whaddup(what up?) |
| naber | whats chrome? ..wassup?.. whats new? |
| naber la napıyon? | whats crackin'?=whats cranking?=What are you up to? |
| n'ber | whats up |
| ne iyi ne kotu | not so good, not so bad |
| soyle boyle, ehh iste | so so |
| rahat modda takılmak | chillin |
| ...var mi? | Is there a restaurant here? / Do you have a lighter? |
| Cay icmek istermisin? | Do you want to drink a tea? |
| Cay icmek istermiydiniz? | Would you like to drink a tea? |
| Bu kagidi alabilirmiyim? | Can I have this paper? / May I have this paper? |
| bu arada | by the way |
| hava çok soğuk olduğu zaman | fuc.in cold |
| bitti mi yaptin mi anlamında | done? |
| nasil gidiyor? | How is it going |
| ne ediyon!? | what are you doing |
| iyi gidiyor | i am doing good |
| cok güzel anlaminda | Pretty good |
| den dolayı,yüzünden | due to/becouse of |
| Bana şans dile | wish me luck / keep your fingers crossed |
| baska secenek yok! | there is no other way! |
| hım,bi bakalim | let me have a look |
| ne kadar surer? | how long will it take? |
| gelmen ne kadar surer | how long will you be? |
| Kendini bana öldürtme, dövdürtme! | Dont make me hit you /beat you/kill you |
| Derslere cok calisan,inek | He is a nerd |
| bu sacmalik | this is bullshit! |
| birsey diyecem | let me say something |
| dogruyu soyle! | tell the truth |
| duydun mu? | you hear that |
| ne kadar iyi olabilir ki !? | how nice can that be |
| sozunu tut! | keep your promise! |
| affet | forgive me |
| oynama -argoda el-kol sakalasmasi | dont fool around |
| beni kucumseme! | dont under-estimate me! |
| sorumluluk al ! | take responsibility |
| Birşey değil | U re welcome = Not at all = No worries |
| geçmiş olsun | get well soon |
| ne demek istediğimi anlatabiliyor muyum? | Can you understand what i mean? |
| ne demek istediğimi anlatabiliyor muyum? | Do u understand What im explaining to you? |
| bu kadar kotu olma | dont be so bad |
| kimsem yok | i have nobody |
| ver onu bana dedim! | i said, give me that |
| inebilirmiyim lutfen -halk otobusunde | can i get off, please |
| nerede inecegimi soylermisiniz | can you tell me when to get off ? / where do i get off |
| beni savunmalisin | you should defend me |
| tarafff tutma! | dont take sides |
| derslerin nasil | hows your studies |
| benimle acik ol | can you be open with me |
| seninle acik konusmak istiyorum | i wana be open with you |
| fazla soze ne gerek! | dont need to say much |
| bu konudan sıkıldım | im bored of this conversation |
| bu mekandan sıkıldım | im boared of this place |
| o gidilecek en son yer | thats the last place to go to |
| gezmeye geldim buraya | im here to doss |
| söylediklerimi dikkate al | pay attention to what i am saying |
| anlatmam gereken gercekler var | theres some facts i need to explain |
| biraz dinlenmelisin | take some time off |
| ara ver | take a break |
| sınırlarını asıyorsun! | your going over your limits |
| haddini bil! | watch your boundaries |
| bu aralar gerginim | i am stressed out there days |
| son zamanlarda gerginim | ive been stressed lately |
| benim sayemde | thanks to me |
| boyle olmasi gerekiyorr | it has to be like this |
| birşey değil | Not at all |
| birşey değil | No worries |
| birşey değil | Thats Ok |
| birşey değil | Thats Alright |
| birşey değil | No Problem |
| birşey değil | You're welcome |
| ne aptalca şey!: | interjection (drag) what a drag! |
| ne ayıp!: | interjection (shame) what a shame! |
| ne biçim: | adjective some |
| ne bileyim: | phrase (aught) for aught i know |
| ne bu hal!: | interjection (sight) what a sight you are! |
| ne cesaretle yaparsın! | interjection (dare) how dare you! |
29 Eylül 2011 Perşembe
İngilizce Türkçe Günlük Konuşmalar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder